3 Mayıs 2011 Salı

Zamandır Kaleme Dökülen

www.tips-fb.com






Geçmiş, şimdi yahut gelecek... Mürekkebimi hangisi bitirecek?











Bal köpüğü renginde ve biraz da yıpranmış soluk bir mektuptu elimdeki. Yazılanlar ne hüzünler barındıyordu, hepsi unutulmuştu belki. Dışarıda yağan yağmuru iliklerimde hissediyor olmam neyi değiştirirdi ki? Okumaya kıyabilir miydim yazılmış ve tüketilmiş bir geçmişi? 

Hangi kelime bir diğerinin ardına yakışır denemesi değil bu. Aksine, yakışıksız her şeyi bir bir toplamak istiyorum. Tüm çirkinlikler dolsun yüreğime, tüm siyah renkler karalasın pembelerimi. Önemli olan şimdiyi yaşamak değil mi? Yahut büyük bir hevesle beklenen geleceği...

Sırra kadem basmış bir kalemin, asla silinmemiş dizelerine bakarken fark ettim; dün dediğimiz her gün geçmekte. Her bir düne, yeni dünler eklenmekte. Hani o her sabaha gülümseyen suretlerimiz var ya, işte onlar her bir yeni günde eskimekte, bitmekte...

Dünü düşünürken buldum kendimi. Sahi, neler kaldı aklımda dünden beri? Sadece zihnimdeki aynalarda görüyorum geçmişi. Geçmiş, sadece yazılı sayfalar kadar bizimle artık. Yazılabildiği kadar yaşandı, yaşanan her şey geçmişte kaldı.

Peki ya bugün? 

Anlık hissiyatlarımızı tamamlayabildik mi? Belki de anı yaşamak gerekli. Her an, yeni bir geçmiş demek çünkü. Şimdiki zaman eklerinin zaafları var geçmiş zaman eklerine. Birini bile tutabilmek imkansız. Her biri birbirinden vefasız. Onları yanıbaşımızda sandığımız her an, yalan oluyorlar birazdan. Şu andan artakalan birkaç satır da, bal rengi bir mektup kadar tüketildi aslında.

Satırlar döküledursun kâğıtlardan, bir meraktır aldı beni. Şimdiden yazsam geleceği, biriktirsem avuçlarımda ve her bir kelime yalan olsa. Gelecek gelse, yazdıklarım asla yaşanmasa. Yaşanma umudu olsa bile asla şimdiye kavuşmasa. 

O vakit mümkün olur mu geçmişe kurban vermemek? 

O vakit, bâki kalabilir mi geçmesin istenilen gelecek?

Soru işaretleri her bir zaman dilimini katletsin varsın. Tek bir gerçek var oysa: "Dün geçti, bugün geçiyor, yarınsa yazılmayı bekliyor." Bırakın öyle kalsın! Hızla akan zamanın bekleyen tek yanı da o zaten. Bu gerçeği tırnak arasına hapseden de, akıp giden zaman fobim herhalde. Yahut duymuş olmalıyım bir yerlerden. Oysa henüz kabullenemediğim bir şey var: Kâğıtlar bal köpüğü rengi alsalar da, kelimeler renk değiştirmezler asla. Sadece yazıldıkları yeri eskitirler. 

Geçmiş, yazılacağı kadar yazıldı. Bugün, yazdığımız kadar var ve henüz varlığını hissettiriyor. Lâkin, gelecek tam da orada; hâlâ bekliyor! Yalanlara gerek yok, bırakın yaşansın yazdıklarınız. Geçmişi ayakta tutan değil midir karaladıklarımız? Bugünü garanti altına alan peki?

Her biri yazıldı ve bitti. 

Geleceğe saklayın mürekkeplerinizi. 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

✿ Ziyaretçiler

FeedBurner

Add to Google Reader or Homepage

Recommended Post Slide Out For Blogger
 
BlogOkulu Gadgets