1 Ocak 2012 Pazar

Kolay Yoldan Delirme Klavuzu

www.tips-fb.com




Çok da zor değil tımarhanelik olmak, söylerim hep. İnsanın birkaç saniyesini alır aklını yitirmek. Delirmek için ne yapması gerektiğini bilmeyenler! Bu yazı size. Okuyun ve başlayın kısa yoldan delirmeye.







Delirmek için -öncelikle- hayatınızdaki insanları özenle seçin. Zira bu insanlar sizi dinlemeyen, kendinizi ifade etmenize izin vermeyen, konuştuğunuzda söylediklerinizi size koz olarak kullanan, konuşmadığınızda konuşmanız için psikolojik baskılar yapan tipler olmalı. Aranızda geçenlerin pek bir önemi yok. Büyük/küçük fark etmeksizin her konuda çıldırabilirsiniz rahatça. Suçlanın yeter! Nasılsa kendinizi savunmayı her denediğinizde lafın ağzınıza tıkılması birçok şeyden daha beter. Beter olan şeyler akla zarardır. Bu da delirme yolunda doğru bir adımdır.


Öte yandan empati kurun. Bu da etkili bir yöntemdir delirme adayları için. Size karşı hatalı davranmış birine inadına kızmak yerine, bunu yapmasının altındaki nedenleri arayın. Onu anlamaya çalışın ve mikrofonu vicdanınızın eline tutuşturun. Sonra "Aman yahu, 3 günlük dünya!" deyip dayanın kapısına, sarılın telefona. Nasıl iletişiyorsanız artık, uzlaşmacı taraf siz olun. Özür dileyin, "Birlikte halledebiliriz." deyin, sarılın, sevin. Ama karşı taraf tepkisiz kaldığında yahut sizi deliler gibi suçlamaktan vazgeçmediğinde şaşırmayın. Zira buradaki amaç, sizin delirmenize yardımcı olmak. Unutmayın.


Diğer bir yol ise; cesur olmayın, korkun. Size söylenenlerin bir önemi yok, hiçbiri kötü olduğunuz için söylenmedi. Hepsi bir üstteki yolu denemenizi sağlamak için söylenmiş sözlerdi. Yahut kaybetme korkusu yaşamanız istendi. Tüm o bağırıp çağırmalar, belki hakaretler, acitasyonlar... Hepsinin bir tek amacı var: "Kaybeden sen olursun!" mesajı vermek. Bu mesajı alırsınız genelde, o derece hassassınızdır çünkü. Siz bir deli adayısınız, aksi takdirde mutlu mesut yaşardınız. Her şeyin bir tek sebebi var zaten; çılgınlar gibi hassas olmanız. Bu yüzden delirmekse amaç, çıkın saklandığınız o yataktan. Çıkın ve denileni yapın. Çünkü sizin gibiler ancak, karşı tarafın istediği gibi olduğunda sevilirler. Siz halinizle sevmezler, değişmeniz için her yolu denerler. Değiştiğinizde de beğenmeyecekler! Umutlanmayın olmaz mı? Siz siz olmaktan çıkacaksınız, o ayrı. Bu da delirmenin yan etkilerinden olmalı.


Bir başka etkili yola gelirsek... Gurursuzlaşın. Bir üstteki yolu deneyenler, kaybetme korkuları yüzünden bu yola -zaten- istemsiz girecekler. Ne kadar çok korku, o kadar çok gurur kaybı. Gurur kaybı da kan kaybı gibidir aslında, belli bir limitin altına düşerse ruhu öldürür o da. Ruh ölünce, delirmek kaçınılmaz olur. Akıl sıkışır, kalp tekler, gözler derin bir boşluğa düşer. Delirmenin yan etkileri gibi, belirtileri de nettir. Yalnız ve yalnız, anlayabilmek gerektir.


Ve son yol... Ağlayın. Ama bunun bir sınırı var, sakın unutmayın. Amacımız rahatlamak için ağlamak değil asla; karşımızdakine kendimizi anlatıp anlatamadığımızı görebilmek, son bir kere daha akıllı kalabilmek için çabalamak ve deneme yanılma yoluyla hayatımızın sağlamasını yapmaktır. Hani şu, yola ilk çıktığımızda seçtiğimiz insanlar vardı ya, bunlar düşündüğümüz kadar zorlu olmayabilirler aslında. Sevginin boyutu, türü, tarzı ne olursa olsun sevdiği insan ağlarken canı yanan kişi gerçekten seviyor demektir. Ağlayın ve bekleyin. Tepki varsa ne âlâ, akıllı olmayı yeniden deneyin. Akıllı halinizle, üstteki tüm yolları o insan uğruna yürüyün. Hak ettiğini bilin. Lakin ağlamanız, karşınızdaki için bir şey ifade etmiyorsa, siz ağlarken tepkisiz kalıp kendisi ağladığında sizi etkilemek derdine düşüyorsa ve sadece kendi doğrularıyla uğraşıyor, sizin hislerinizi bilmekten rahatsızlık duyuyorsa... akıllı olmayı unutun gitsin! Bundan böyle bırakın, herkes sizi deli bilsin.


Üstelik delirmek sanıldığı kadar kötü de değildir. İstediğiniz zaman şarkı söyleyebilirsiniz mesela, avazınız çıktığı kadar bağıra bağıra. Sizi anlamayan herkese içinizden gelenleri fütursuzca söyleyebilirsiniz, tımarhanedeki odanızda. Siz delisiniz sonuçta. Hukuk dahi yaptıklarınızdan sorumlu tutmazken sizi, hayatınızdaki insanlar artık suçlayabilir mi? 


Dinleyeniniz yoksa, çözüm bulanınız yoksa, çırpınıyorsanız kendinizi anlatmak için ama batıyorsanız daha da siyaha... delirin en kısa yoldan!


Tüm olanların sorumlusu akıldır aslında.


O giderse sorunlar çözülür, herkes sizi dinler, çözümler havada uçuşur ve zaten batmış olduğunuz için korkacak bir şeyiniz kalmaz. 


Üstelik akıllıyken yaptığınız şeyler, delirdiğinizde sanat gibi görünür. 


Akıllı yazar, sıkıcı ve edebiyatçı olduğu söylenir. Deli yazar, "Vay be!" denir. 


Akıllı sever, "Aman ne zayıfsın, unut gitsin!" derler. Deli sever, "Mecnun oldu garip, ah şu Leyla!" diye isyan ederler. 


Akıllı derdini anlatır, bastırmaya çalışırlar. Deli derdini anlatır, hastane dosyalarına tek tek yazarlar. 


Akıllı ağlar, herkes alışmıştır artık, umursamazlar. Deli ağlar, sakinleştirici vurup saçlarını okşarlar.


Allah kimsenin aklını almasın, herkes kendi kendine yetsin ama...


Bazen de deli olmaya özeniyorum galiba.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

✿ Ziyaretçiler

FeedBurner

Add to Google Reader or Homepage

Recommended Post Slide Out For Blogger
 
BlogOkulu Gadgets