3 Mayıs 2011 Salı

Sen De Kimsin?

www.tips-fb.com




Belki her şeysin. Ama asla kendin değilsin.







Ürkek adımlarla yaklaştı kadın adama. Adam buruk bakışlarını nemli bir duvara yaslamıştı, ağlıyor gibiydi. Yüzü kahrından öldüğünün kanıtıydı lâkin gözyaşları görünmezdi. Belki de rengi böyleydi. Şeffaftı adamın hüzünleri.

Sıska elleriyle dokunmak istedi kadın adama. Adam ona bakmıyordu ama kadının dokunuşlarına izin verdi. Kadın, ellerini adamın vücudunda gezdirdi, titriyordu her yeri.

"Burası mı acıyor?" diye sordu, adam cevap vermedi. "İstersen acılarına merhem olurum ben." 

"Ol." dedi adam fısıltıyla, "Çabuk ol." 

Oldu kadın. Adama her şey oldu. Kanadığında pansuman da yaptı yüreğine, ağladığında üzerinde taşıdığı mendil de kadındı, hem de dileye isteye. Gıkı çıkmadı kadının, her kılığa girdi. Adam diledi, kadın oluverdi. Sanki sıradan bir sihir gibiydi, belki de gerçekten sihirliydi. Renkten renge giriyordu teni. Adam için sonsuz bir krediydi kadın, istediği anda ulaşabildiği. Adamın sevmek istediği, dertleştiği, çocuklaşabildiği, güvendiği, yerin dibine sürüklediği... Adamın görmek istediğiydi kadın. Adam istedi, kadın oldu. 

Güneş doğdu sonra. Gece kalktı üstlerinden, aydınlandı her yer. Güneş her zaman güzel şeylerin habercisi değildi, anlıyordu adam. Kadın yıkık döküktü, sıvaları yıpranmıştı. Her an yıkılabilirdi birinin üstüne, derhal terk edilmesi gereken bir yıkıntıdan farksızdı. Her şekle gire gire kendi şeklini koruyamaz olmuştu. Uğraştı kadın, dil döktü kendine. Yeniden kendisi olabilmek istedi, beceremedi. Uzun zamandır hiç kendisi olmamıştı ki. Kendisi olmak nasıl bir şeydi, bilemedi.

Adam donuk bakışlarla süzdü kadını. Bu zamana dek gördüğü rüya bitmişti. Rüyalar gerçeğe çıkmamıştı yine, oysa kabuslar her zaman uzanırdı gerçeğe. Yürüdü adam, ardına bakmıyordu yine. Son bir gayretle seslendi kadın ardından:

"Dur! Beni de al."
"Sen benim merhemim olamazsın."
"Ama olmuştum, hani mutluydun?"
"Güneş yeni doğdu, görüyorum seni. Sen o değilsin."
 

Oysa ikisi de bilmiyordu ki, karanlıkta var olduğunu sandıkları sadece bir iz düşümüydü. Kadın kendinden başkası olmak istedikçe hiçbir şey olmaya başlamıştı. Hem kendinden uzaklaşmış, hem de asla olamadığı o kişi olmayı başaramamıştı. Başka birisi olmak "Beni olduğum gibi sev." demekten daha mı kolaydı? Ya da giden adımların ardından ah etmek zamanı mıydı?

Televizyon kanalındaki orta yaşlı ve karizmatik program sunucusu tuhaf sesler çıkaran mikrofonunu akort ettikten sonra yapmacık bir gülümseme ile konuğuna döndü:

"İkili ilişkilerde kişilikten taviz vermemek gerek diyorsunuz. Bunu biraz daha açabilir misiniz?" 

Peruklu ve yaşlı psikolog biraz düşündükten sonra derin bir nefes aldı. Nefesi sanki boğazına takılıyormuşçasına öksürdü ve devam etti:

"Kimse bir başkası olamaz ki. Aksi halde kendi gibi olmayı da unutur kişi." 

Vasat bir tv programında söylenmiş saçma cümleler gibi, yitip gitmişti yine bir kadın ve kişiliği. Adam yeni bir arayışa adım atarken, tek saygı duyulabilecek yanı galiba, korumaktan vazgeçmediği kişiliğiydi.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

✿ Ziyaretçiler

FeedBurner

Add to Google Reader or Homepage

Recommended Post Slide Out For Blogger
 
BlogOkulu Gadgets