27 Nisan 2012 Cuma

Açık 'Açık Öğretim' İstiyorum!

www.tips-fb.com




Daha açık olmak için ne yapayım, bilmiyorum.









Neye el atsam kuruyormuş meğer. Bunu çok önceden bilseydim, hiçbir şeye şiddetle niyetlenmezdim. Zira bir şeyi çok istedikçe onu kendimden kaçıran bir tarafım var benim. Hep en uzağıma düşüyor en yakın olmak istediklerim. Mutlaka duvarlar örüyor, bilinmeyen bir güç, benimle en istediğim arasına.


Şu anda da bir hayalimi daha yitirmiş, umutsuzca yazıyorum aslında.


Bilen bilir, adeta nefret ettiğim bir bölümde prangalar içindeyim. Ayaklarıma yük olan bu bölüm, kimileri için bir tapınak diyebilirim. İdealisti bol, heveslileri inanılmaz. Mühendislik okumak birçoğu için bir tür nimet. Fizik her ne kadar hemen her lise öğrencisinin, en azından bir dönemlik kabusu olsa da fizik mühendisliği bu ülkede idealistlerin mabedi tadında. Benim gibi ne istediği konusunda kendine dahi itiraf edemediği korkuları olanlar içinse bir kabustan farksız çoğunlukla. Umursamazlığımı sorgulayan hocalarıma sessiz itirafım olsun bu da: Okuduğum bölümden nefret etmekle kalmıyorum ben, tiksiniyorum adeta!


Önceleri bu kadar hasım değildi bana bu bölüm. İyi kötü anlaşıyorduk aramızda. Eğitim dili İngilizce diye bir hak tanıdı 'büyük büyük büyüklerimiz' bana. "Sen" dediler, "Madem İngilizce eğitim alıyorsun, sana İngilizce Öğretmenliği Sertifika Programı'na katılma hakkı veriyoruz. Sınavları başarıyla geç, KPSS'yi kazan, MEB'de öğretmen yapalım seni. Lakin öncesinde 3500 TL ödemen lazım."


İşte benim hayallerimin yerle bir edilişi, bu anlaşma zamanlarına dayanır.


Öğretmenlik, kendime uzunca zaman itiraf edemediğim bir istekmiş meğer. Gündüzleri mühendislik dersleri, akşamları öğretmenliğin incelikleri derken... Bir gün bir baktım, ben baya baya çekiliyorum öğretmenliğin içine fark etmeden. Sevmediğim ama idare ettiğim bölümümden soğuyorum, öğretmenliğe adeta tapınıyorum, dünyanın en nefis mesleğini beynime öğretmenlik olarak kodluyorum. 


İnsanın kendini keşfi öyle güç ki, bazen bu keşif lise yıllarından sonra tamamlanabiliyor. Ben de -yazık ki- bu geç kaşiflerdenmişim. Kendimi bulduğumda, istediğim şeyin ne denli güç olduğunu nasıl bilebilirdim?


Derken, büyük bir hevesle, okul stajlarında çılgınlar gibi zevk aldığım öğretmenlik mesleğine ilk adımımı attım. Programı tamamladım ve sertifikama adımı yazdırdım. Bir heves, KPSS hazırlıklarım başladı. İsterlerse 837382 konudan sorumlu tutsunlardı! Öğretmen olmak için dikenli her yoldan gülümseyerek geçerdim ben nasılsa.


Ah bir de kapılar yüzüme kapatılmasa!


Ben KPSS hazırlıklarına başlamışken, bir haber geldi tercihleri kabul edilmeyen üst dönem arkadaşlarımın birinden. Biz, İngilizce mühendislik öğrencileri, İngilizce Öğretmeni olamayacaktık o günden itibaren. MEB adımıza alan dışı demiş, bizi atamaların dışında tutmuştu. Hayallerim paramparça oldu.


Başvurmadığım yer, yalvarmadığım devlet büyüğü kalmadı. Hep aynı avutmalar... 


"O sertifika ile devlete atanamıyorsun ama özelde çalışabilirsin pekala." 


Pekala...


Halbuki çabuk pes eden bir yapım var benim. Lakin insan bir şeyi gerçekten sevince ondan kolay kolay vazgeçemez, bilirim. Yeri gelir yıllarca sabreder onun yoluna, yeri gelir her şeyi göze alır korkusuzca. Ben de yıkılan hayallerimi ellerimle toplayıp yapıştırdım bu defa. Koydum bir kenara ve bir hedef daha belirledim kendime. 26 yaşımda, sakız gibi uzayan okulumdan mezun olduğum yıl -ki o yıl bu yıldır- üniversite sınavına girecek ve Açık Öğretim Fakültesi İngilizce Öğretmenliği'ni kazanmak için -gerekirse- kendimi paralayacaktım. Bu yolda çok şeyi göze aldım. Delirdiğimi sananlar oldu. "Mühendis olacaksın, öğretmenlik için yeniden üniversite okunur mu?" diyenlere gülümsedim sadece. Çıldırıyorum öğretmen olmak için desem, anlarlar mıydı beni sizce? Kimin umrundaydı ki anlaşılmak? Gündüzleri çalışıp, geceleri okuyabilecektim. 2 yıl okula gidecek, sonra eğitimime uzaktan devam edecektim. Benim için biçilmiş kaftandı sanki! Sevinçten ölebilirdim.


Tüm hayallerimi bu ışığa doğru tuttum. Işığı gördükçe büyüdüler, ben de umutlandım. Umutlanmak... Ne de güzeldi Allah'ım!


Üniversite sınavının ilk ayağı olan YGS sınavına girdim. Sonuçlar açıklandı, bana yetecek puanı almıştım; çok da sevindim. Bir heves yeni denemeler alıp ikinci sınava çalışmaya başladım. Hayaller kurdum istemsiz, planlar yaptım kendi kendime. Bir laf vardır, şeklen pek sevmem ama o geldi aklıma şimdi nedense:


"İnsanlar aşağıda planlar yaparken, Tanrı yukarıda güler." diye...


Allah'ı kişileştirmeye girer diye korkarım bu laf ama benim planlarıma evren güldü belli ki. Zira bu saate kadar uyuyamadıysam, bir derdim var illa ki.


YGS sınavının yapıldığını, öğrencilerin bu sınava göre hedeflerine şekil verdiğini atlayan YÖK ve MEB yeni bir şok yaşattı bana bu gece. Yeni bir düzenleme ile Açık Öğretim Fakültesi Okul Öncesi ve İngilizce Öğretmenlikleri... kapatıldı. Pat diye... Hedefleri paramparça olmuş yığınla öğrenciye rağmen hem de...


İnanmak istemediğim bir lanet dönüyorcasına etrafımda, benim İngilizce Öğretmeni olmamı engelleyen bir şeyler var peşimde. 


Ağlasam mı gülsem mi bilemiyorum. Zaten bu saat oldu; bir ağlıyor, bir kahkaha atıyorum.


Yıkılıp tuz buz olan hayallerime çok acıyorum. Zamanında kendimi keşfetmeye bunca geç kaldığıma, istediğim şeyi alma konusunda hep pasif olduğuma, hayal ettiğim ne varsa hepsinin kabusa döndüğüne... Kendime acıyorum özünde.


Zira kendi adıma iki şeyi çok istemiştim ben bu zamana dek. Biri öğretmen olmaktı, bu gün itibariyle kaydı ellerimden. Diğeri ise yitip gideli çok olmuş, birkaç haftadır ancak anlayabiliyorum ben.


Olmadı, olmuyor her ne istediysem...


İnansın, inanmasın herkesin gücüne güç katacak bir ayet asılı duvarımda. Geçmekte epeyce zorlandığım elektronik dersini çalışırken keşfetmiştim ve üzerimde gerçekten harika etkileri olmuştu o zaman da. Şöyle der:


"Gevşeklik göstermeyin, umutsuzluğa kapılmayın. Şayet inanmışsanız, üstün gelecek olan sizsiniz."


Al-i İmran suresindeki bu ayete sıkı sıkı sarılmak isterdim şu anda. Annem 2 gün önce Firuze'yi getirdiğinde bana, ona sarıldım ben aslında. Firuze mor renkli bir aslanağzı ve beni tüm özverisiyle dinliyor şu sıra. Bir Firuze var şu anda, bi' de bu ayet... 


Hayallerimin son damlasını da yitirdim nihayet.


Artık bir tür gücün beni izlediğine inancım sonsuz. Çünkü neye heveslensem kuruyor, yanında beni de kurutuyor. Firuze de kurur diye çok korkuyorum.


Eğitimin büyük başı olan YÖK ve MEB'i de saya söve kınıyorum. Eğitim sizin gibilerin elinde oldukça, benim gibi idealist insanlara yer olmaz elbette.


Neyse gideyim ben artık... Nefretle... Tükenmişlikle... 





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

✿ Ziyaretçiler

FeedBurner

Add to Google Reader or Homepage

Recommended Post Slide Out For Blogger
 
BlogOkulu Gadgets