26 Ekim 2011 Çarşamba

Depremin Yıkamadığı Küçüğe Mektup

www.tips-fb.com



Sana bunu yazdığım için hislerimden utanıyorum. Yine de bil, acını kendi acım gibi paylaşıyorum.





Ellerin kanıyor küçük, kan kokuyorsun. Annen geliyor aklına, süt kokulu oluyorsun. Beynin hükmediyor acına, zikrediyorsun geçmişi bakışlarınla. Oysa, daha birkaç saniye önce bayramlık heveslerini güdüyordun, çocukça bir mutlulukla. Öğrenmen pek acı oldu, mutlulukların saniyeler içinde enkaz altında kalabildiğini. Öyle ki birçok büyüğün bundan bihaberdi. Ama senin olgunlaşman için saniyeler yetermiş, bunu annen dahi bilemezdi ki...

O, nefes almayı da bilmiyor artık. Senin nefesinin üstüne gerildi, nefesini nefesine ekledi. Kim bilir, kendinden vazgeçerken ne hissetti. Gururluydu belki, bedenini son kez sana siper edebildi diye. Hüzünlüydü bir parça, bu sana dünya gözüyle son bakışıydı nihayetinde. 10 dakika daha sabretse, yıllarca yanında olabilecekti. Saniyeler mutluluğunu, dakikalar anneni aldı sinsice.

Ellerin kanıyor küçük, can kokuyorsun. Taş yığınları arasında, belki de son umutsun. Biliyor musun, sen nefes alıyorsun diye kimileri üzülemedi annenin son nefesine. Betonlar arasındaki gülümseme ihtiyacı senin nefesindi belki de. Belki de, üzerindeki demirleri kestikleri gibi kesti tüm umutları zaman. Biliyorum küçük; ayrılık acı, ayrılık yaman! Yine de senin yaşanacak nefeslerin var yıllara meydan okuyan.

Sevinemedin mi yoksa kurtulduğuna? Haklısın, senin için çekilmez artık dünya. Bir yanın eksik onun yokluğunda. Üzerinde verdi son nefesini, o anda bile gözü üstündeydi. Bir yanın hep ağrılı olacak; yedi katın ağrısı bir gün son bulacak ama ayrılık ağrısı hep içinde kalacak. İlaçlar derman olur mu annene olan özlemine? Olmaz değil mi küçük, tüm bedenini uyuştursalar bile.

Yine de sana bağışlanmış bir hayatın var. Tadını çıkar diyemem, acın büyük; bu aşikâr. Lakin ellerindeki kan kokusu geçecek bir gün. Yüreğindeki anne sızısı dinmese de sen de büyüyeceksin gün ve gün. Boyun uzayacak, kalbin daha çok kan pompalayacak, sendeleyeceksin kimi zaman ve bazen soluklanmak dahi zor olacak. Eksik tarafınla ağlayacaksın, sırf o tarafın yüzünden asla tam olamayacaksın. Belki trene binemeyeceksin hiçbir zaman, uçaktan uzak duracaksın. Salıncaklar dahi düşman görünecek gözüne, yakındaki parka adım atmayacaksın. Psikolojik destek diyecekler adına, konuşmaya çalışacaklar kanayan tarafınla. Sen susacaksın, bazen de ağlayacaksın. Sonu gelir mi bilinmez ama yaşarken ölmek denen şeyi -kaçınılmaz- yaşayacaksın.

Bu yüzden asla 13 yaşında olamayacaksın. Çocukluğunu 12 yaşında noktaladığın yere, bir pazar gününe çakılı kalacak yalnızlığın. Bu aslında, bir pazar günü, 25 saniye içinde büyümenin öyküsü. Herkes anlatacak, sen susacaksın. Olgunluğunu alacaksın yanına, çocukluğunu annenin yanında bırakacaksın. Onun kokusunu unutacaksın belki de ve utanacaksın. Kokusu, birkaç zaman sonra gidecek senden. Bir tek çorabı dahi kalmadı ki sana depremden... Eline alıp koklayabileceğin ne kaldı annenden? Ondan, onun geçmişinden...

Kelimelerimi tükettim hayata tutunuşunu izlerken. Senin hayatına alkış tutuldu, annen siyah bir poşete konurken. Affet beni küçük, sevinemedim nefes alışlarına. Bundan sonra aldığın her nefes mekanik olacaktı zira. Duyguların yamalı, soluğun bıçak gibi batarken ruhuna; sevinemedim işte enkaz altından canlı çıktığına.

Affet beni küçük... Sana söyleyebilecek ne güzel bir cümlem, ne de umutlu gelecekten küçük bi' haberim var. Üzülebiliyorum sadece, yüreğindeki acının milyonda biri kadar. Sen, hayat kolonlarını kesen galerici amcayı affedebilir misin bilmem ama, nefes alıyorsun diye sevinmeyi beceremeyen bir abla daha var.

Affet beni ve her şeye rağmen yaşa inadına, sonuna kadar...


###

"Van'da depremin ardından yürütülen kurtarma çalışmalarından bir mucize haberi daha geldi. Hem de tam 54 saat sonra. 12 yaşındaki Serhat Gür, kendisini onun için siper eden annesi sayesinde, enkaz altında verdiği yaşam savaşını kazandı. Kurtarma ekiplerinin 3 saat süren uğraşları sonrasında kurtarılan Serhat, ambulansla hastaneye kaldırıldı."

###

Yazı yayına girdikten birkaç saat sonra yazarı mahveden haber: 


"Kent merkezindeki Maraş Caddesi üzerindeki bina enkazında İzmir Belediyesi Kurtarma ekiplerince sürdürülen ve yaklaşık dört saat süren hummalı bir çalışma sonucunda çıkartılan Gür'ün yorulan bedeni fazla dayanamadı. Enkazdan çıkarılır çıkarılmaz etrafı dolduran kalabalığın alkışları eşliğinde Van Bölge ve Eğitim Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan Gür, yapılan tüm müdahalelere rağmen kısa bir süre sonra hayatını kaybetti."

###

Annenle birlikte, cennetin en güzel yerinde... Huzur içinde uyu Serhat... 
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

✿ Ziyaretçiler

FeedBurner

Add to Google Reader or Homepage

Recommended Post Slide Out For Blogger
 
BlogOkulu Gadgets