27 Ağustos 2011 Cumartesi

Uçan İlk Adam: Hector Amcam

www.tips-fb.com
Hector Amcam karmaşık biri sayılmazdı. Ellerini açarak konuşmaya başladığı vakit, hepimiz anlardık amacını. Elleri bir çeşit itiraftı aslında, bir tek o farkına varamazdı. Hani beden dili diye bir rivayetten söz edilir ya, işte, Hector Amcam bu dille kendini ele verirdi aslında.



Gizlisi saklısı asla kötüye çekilmesin. Bu yaşıma dek, onun gibi samimi kimseyi tanımadım. Tanıdığım insanların yüzlerinde, çoğu zaman samimi bir hava oldu, ama ben yalancıyı gözlerinden tanırım. Evet iddialıyım! Çünkü Hector Amcam sağ olsun, yalanı analiz etme konusunda idmanlıyım.

Öyle özel ajan geçmişim olmadı hiç. Zaten Hector Amcam da hayatının hiçbir döneminde, bir çeşit istihbarat işinde bulunmadı. Onun basit bir hayatı, benim de basit bir çocukluğum vardı. Ve o zamanlar, büyükler yatmadan önce masallar anlatırdı. 

Babamın dokuz kardeşinden en büyük olanı Hector Amcam, yılda bir kere -hasat sonrası- bize uğrardı. O geldiği vakit, kardeşlerim ve ben yatma vakti gelmesin diye dualar ederdik. Hatta itiraf ediyorum, ibadet evine de ilk kez bu amaçla gitmiştim. (Sarah Teyzem'in ruhu kötülüklerden korunmasa da olur.)

Gençti o zamanlar Hector Amcam. İyi niyetliydi fakat hayallerine asla erişememişti. Sırf bu yüzden, masalları vardı onun, asla inanmadığımız. İnanmasak da keyif aldığımız, bitmesin diye yalvardığımız... Çocuk aklımla hatırlıyorum da, ailenin en büyük çocuğu olarak bir görev belirlemiştim kendime: Hector Amcam'ın masallarını dinletmem lazımdı kardeşlerime. Aksi taktirde asla büyüyemeyeceklerini söylerdim. (Bakın bendeki görev bilincine!)

Elena o zamanlar 2 yaşındaydı. Evimizin en küçük bireyi, Hector Amcam'ın yalancı masallarını anlıyor sayılmazdı. Tek korkusu büyüyememekti; ya o masalları dinlemeseydi de Ay Dede boya kalemlerini elinden alsaydı? (Ne yapayım, Elena'yı ikna etmem gerekti.)

Tina ve Jina, ailemizin ikizleri. Birbirlerine sarılıp dinlerlerdi "Hector Amca'dan Seçmeler"i. Sanırım, bu masalların doğru olmasını en çok isteyen onlardı. Ne de olsa ikisi de bir tür mucize sayılırdı. İkiz olmanın verdiği sihirli inançlar... Onları herkesten farklı kılanlar da bunlardı.

Angela, bir tür yaşlanma hastalığının eşiğindeydi. Hâlâ keşfedilemedi hastalığı, öyle bir illetti. Yaşına göre yıpranmış bir dış görünüşü ve kalın çerçeveli gözlükleri vardı. Belindeki kamburla dalga geçecek kadar da kabullenmişti hayatı. Şimdilerde mezar taşında yazdığı gibi huzur içinde uyuyor mudur bilmem, fakat Hector Amcam'ın masallarını her daim çekilmez bulan tek kardeşimdi. Yatmak için yataklarımıza yöneldiğimiz geceler "Baston hediye edin bana, kafasını kıracağım bu masalların!" derdi. Asla kıyamadık ona baston hediye etmeye. O da hiç belli etmedi Hector Amcam'a sıkıldığını ve devam etti masalları dinlemeye.




Benim çocukluğumda böyle geçerdi, özellikle kış geceleri. Asla sıkılmadım; Hector Amcam'ın oturduğu koltukta uydurduğu masallardan. Asla yorulmadım; Elena'nın boya kalemlerine olan tutkusundan, Tina ve Jina'nın sihirli dünyasından. Asla kurtulamadım; Angela'nın hiç olmayan bastonundan. Benim çocukluğumda yalnız değildim ben, ailem vardı en kalabalığından.

Ve bir masal süzülürdü Hector Amcam'ın dudaklarından:

"Ronald, sen biliyor muydun Hitler'in sadece çekirge kızartması yiyerek büyük bir devrimci olduğunu?"

"Çekirge mi?! Ama Hector Amca, çekirge kızartması hiç lezzetli değil ki!"

"Sorun da burada ya evlat, yararlı şeyler asla lezzetli olmazlar."

"Hadi ya."

"Mesela ben; sadece geleneksel Teksas acısıyla harmanlanmış pirzola yiyerek, Beatles'ın jetinden daha önce varmıştım, Şangay'dan Seattle'a."

"Hiii! Gerçekten mi?"

"Yapma ağabey, o yol arabayla aylar alır!"

"Arabayla giden kim, ben uçarak gittim Malcolm! Çocukların karşısında yalan mı söyleyeceğim! Zaten sen eskiden de böyleydin. Mükemmel konserler verdiğim grubuma iftira etmiştin, ağabeyimi para karşılığı aldılar gruba diye!"

"O yüzden mi sadece bir konser verip ayrıldın gruptan?"

"Ayrılırım tabii, Michael Jackson'dan solistleri olmam için teklif gelmişti!"

"..."

"Anneee! Hector Amcam uçmuş!!!"





Uçardı benim Hector Amcam, hiç inmezdi yer yüzüne. Egoist değildi asla, giderken bizi de götürürdü başka hayallerin içine. Şimdilerde daha net yalanları beynimde, daha kolay idrak ediyorum gerçekle yalanı ne de olsa.

Lakin sevemedim gerçekleri, gelmiş olsam da 40'lı yaşlarıma. 

Çocukluğuma, Hector Amcam'a, Angela'ya, anneme ve ağabeyinin pembe yalanlarına dahi tahammül edemeyen dürüst babamın yanına dönebilsem keşke yeniden. Mezarları başında geçmişi dilenmesem, geçmişi tutup getirebilsem!

Ve Hector Amcam'ın tüm yalanlarına, gönüllü olarak yeniden inansam, hayret etsem...

Belki de yalanlara inana inana, inanamaz oldum acıtan gerçek yaşamlara. 

Huzur içinde uyu Hector Amca.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

✿ Ziyaretçiler

FeedBurner

Add to Google Reader or Homepage

Recommended Post Slide Out For Blogger
 
BlogOkulu Gadgets