10 Ocak 2012 Salı

Aşkın Yalın, Mutluluğun Yalan Hali

www.tips-fb.com







Transparan bir huzurun sahte matlığında siliniyordu renklerimiz.








Biri gelir, gelişi doğum günü hediyesi yahut bir tür bayram gibidir. Bu zamana kadar kutlanmış tüm doğum günleri utanır bu gelişle, tüm festivaller unutulur, tüm bayramlar yok olur. Takvimler değişir, sayfalardan dökülür tarihler. Geçmiş tozlu bir bilinmezde kaybolur, Nuh'un gemisine yetişememiş gibidir seneler. Yeni bir milad lazım gelir, yeni bir başlangıca yakışacak türden. Sıfırlanır saatler, zamanın ayakları kesilir yerden. Uçuşur tüm kelebekler, ömürleri bin gün olmuştur artık. Bir günlük üzüntüler dahi zincirlere vurulur, kafeslere kapatılır hüzünler. 


Tılsımlı bir el değmiştir yüreğe, ak pak olmuştur siyah renkler.

Renklenen sokaklarda, grafiti yapılmıştır gözyaşlarına. Canı yananlar içindir cezalar, artık kimsenin hakkı yoktur acımaya. Valiye çıkar tüm palyaçolar, kendileri gibi olmayan tüm hüzün canavarlarını şikayet ederler. Mahkemelik olur yeni bir güne şarkı söyleyerek başlamayan depresifler. Herkes birbirinin hayranı olur, herkes ünlüdür en az bir rock yıldızı kadar. Kimse yaşamaktan şikayet edemez ulu orta, aksi takdirde polis götürür yaka paça. Yaşamı sevmek, insanlık görevidir bir anlamda. 

Hayattan vazgeçmekse asla affedilmeyecek tek günahtır bu dünyada.

Öyle ki biri gelmiştir ve o gerçek bir hediyedir. O, kalbini paketlediği süslü kutunun içine kan sıçratmadan gelebilen tek kişidir. Uzatır kutuyu, bir el usulca alır onu. Şükürler göklerde uçuşur, şükretmeyi bilmeyenlerin teşekkürleri ise büyük bir boşlukta tutuşur. Isınır beden, yüz bu yüzden kızarır aslen. Sanır ki hediyeyi veren, heyecandır bunun adı. Bilmez ki bu, büyük bir acının ilk adımı. Ve transparan bir huzurun sahte matlığı...

Halbuki tüm heyecanlar rengarenk olmalıydı.

Bir haller olur hediyeyi alana da, hediye olana da. Değişir dünya, ters gelir bir anda. Ayakları yerden kesen o kalp çarpıntıları var ya... Hepsi nefes darlığına dönüşür az zamanda. Karın ağrıları ve düşen tansiyonlardan sorulur hesaplar. Süslü bir kutuda ve yürekte gizlidir aranan tüm cevaplar. Aşırı mantık kayıpları yüzünden ölmek üzeredir beyin kıvrımları. Görenler bir yaşlarına daha girerler, yaşayanlar tüm yaşlarından olurlar. Yitip giden miladlar gibi, yitmiştir biriken tüm yıllar. Bu yüzdendir belki, bebektir sevdalı olduğuna tüm aşıklar. Ve bebeksi bir yalanın içinde, düşerler gerçeğin peşine. Bilmezler ki artık bir bebek kadardır güçleri.

Çünkü bu; aşkın yalın, mutluluğun yalan hali...

Hani yüreğini koyduğu kutuya kan sıçratmayan biri vardı ya... İşte o, bu hikayenin meçhul katili.

Öyle ki aşk, dalgalı bir denizde her gün boğulmak gibi. Engin sularda kulaç atmak kadar keyifli, dipte can çekişmek kadar acı verici... 

Lakin bilinir ki, hiçbir yüzücü boğulma tehlikesine rağmen terk etmez dalgaları.

İşte bu da, tüm alevine rağmen sevilenden vazgeçmeme mantığı...

Yalın bir aşkın yalan mutluluklarıyla gülümseme sanatı...

Her aşık bir sanatkardır evet;

Boşuna Aşık olmamış Veysel'in lakabı.
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

✿ Ziyaretçiler

FeedBurner

Add to Google Reader or Homepage

Recommended Post Slide Out For Blogger
 
BlogOkulu Gadgets